Nuray Özkan
  • Verdiği Kilo:

    20
  • service

Nuray Özkan, Park Sima Sağlıklı Zayıflama Polikliniği'nde, sağlıklı kilo verme sürecinde öğrendiklerini yakınları ile de paylaşınca, kendisinin verdiği 20 kiloya ek olarak, eşi 10, ablası da 5 kilo verdi. Bu süreçte, bireysel antrenör eşliğinde spora da başlayan Özkan, "Günden güne dinçleştiğimi hissediyorum. Artık daha özgür hareket edebiliyor ve aynalara korkmadan bakabiliyorum" dedi.

Özellikle, emekli olduktan sonra hızla kilo almaya başlayan emekli öğretmen Nuray Özkan artan kilo sorununa çözüm bulmak, en sağlıklı yolu öğrenmek, kişiye özel beslenme ve spor programı uygulaması için Park Sima Sağlıklı Zayıflama Polikliniği Genel Müdürü Gülşen Altın ile görüştü. Özkan, doktor ve diyetisyenlerin uyguladığı programla, 20 kilo verdi. Nuray Özkan, poliklinikte öğrendiklerini, evde uygulayınca da eşinin 10, ablasının ise 5 kilo vermesine vesile oldu.

 'Öğretmenken, öğrenci olduğunu' ifade eden Özkan, başarı öyküsünü anlatmaya şu sözlerle başladı:

Emekli olduktan sonra kilo almaya başladım. Adeta, kiloları davet ediyordum. Değişik hamur işleri yapıyor, 5 çayına arkadaşlarımı davet ediyordum... Gittikçe iştahım arttı. Tartıda, 86'yı görünce yardım alma ihtiyacı hissettim. Eşim de destekledi ve Park Sima'ya başvurdum. Çalışma hayatımda ben öğretmendim ama burada öğrenci oldum. Disiplini de severim ve söylenenlere aynen uymaya çalıştım. Kilolar, yavaş yavaş gitmeye başladı. Yavaş yavaş gittiği için de arkadaşlarım yüzümde bir çökme, olumsuzluk görmedi.

ŞEKER ÇOK ZARARLI

Nasıl kilo verdiği konusunda ise “Yiyerek kilo vermeye başladım. Önceki diyet algım şuydu, Bir liste var ve o listeye uyman gerekiyor. Bana özel diyet programımı alıp uygulamaya başladığımda, doğrusunu yaptığımı hissettim zaten. Yavaş yavaş, yiyerek kilo verdim. Üç ana ve üç ara öğünüm, öğünlerde de yeterince doyurucu yiyecekler vardı. Hatta, fazla geldi bile diyebilirim. Fakat en sevdiğim tatlılar ve hamur işleri yoktu. İnsülin direncim de olduğu için bunlardan zaten uzak durmam gerekiyordu” diye konuşan Özkan, tatlı ve hamur işlerinden uzak durduğunu anlattı ve ekledi:

İlk zamanlarda tatlı ve hamur işlerinden uzak durmak zordu. Gördükçe canım yemek istedi. Ama şekerin zararlarını öğrendikçe, iyice uzaklaşmaya başladım ve bu uzaklaşma aileme de çok yaradı. Benimle birlikte eşim 10, ablam 5 kilo verdi. Çünkü evde yiyeceklerimiz daha sağlıklı hazırlanır oldu. Yağ miktarı ayarlandı. Şekerden uzak duruyoruz... Eskiden benim evimde her zaman tatlı olurdu. Gelenlere ikram etmek için. Çoğunu da ben yiyordum tabii. Bugün artık eşime ev için şeker aldırtamıyorum. Demir nasıl paslanırsa, şekerin de insan vücudunu paslandırdığını öğrendik çünkü.

“İlk yıl 10 kiloyu çok kolaylıkla verdim” diyen Özkan, sözlerini  şöyle sürdürdü:

 Sonra yaz tatilinde ara verdim. Yaz dönüşü diğer 10 kiloyu verdim. Toplam bir buçuk yıl sürdü ama bunu bir yıla da sığdırabilirdik tabii. Keyfi bir ara verdim, İzmir dışına çıkacağım için.

BİR ÖĞRENCİ GİBİ

Nuray Özkan oldukça disiplinli, öğrenmeye açık bir yaklaşım sergiledi. Uyum sağlamakta hiç güçlük çekmedi. Beslenme listesi karşılıklı hazırlandı. Programı sevdiği yiyecekler ve günlük ihtiyaçları, yemek yiyebileceği saatleri göz önünde bulundurarak oluşturuldu. Nuray Hanımda haşimato tiroidi ve insülin direnci vardı. Bu tarz kronik rahatsızlıklar nedeniyle de ağır ağır kilo vermesine ayrıca özen gösterildi. Hem yaş hem emeklilik hayatı nedeniyle, hem de haşimato tiroidi ve insülin direnci nedeniyle sporun hayatına girmesi gerekiyordu. Nuray hanımın hayatına, spor yerleştirildi.

“Genç kızlığımdan bu yana belimde rahatsızlığım olduğu için spor yapmıyordum” diyen Özkan, “Kilo almamam gerektiğini, o zamanlar doktorum söylemesine rağmen, 20'nin üzerinde kilo aldım. Bir arada spor olarak sadece yürüyüş yaptım. Bir de yazın yüzüyordum. Kilo verme sürecinde, kaslarımın güçlenmesi ve vücudumun sıkılaşması için antrenör eşliğinde spora başladım. Hocamla birebir spor yaptık. Belime uygun hareketleri gösterdi. Bu hareketler ağrılarıma da iyi geldi” diye konuştu.

GÜLŞEN ALTIN: “Kişinin insülin direnci, tiroid gibi rahatsızlıkları da önemli burada. Örneğin; tiroid genel olarak bir isteksizlik yaratır, kişi zaten spor yapmayı istemez. Burada ne yapmak gerekiyor? Sporu sevdirmelisiniz ve kişiyi spor yapmaya yönlendirmelisiniz. Bu da, personel trainer ile mümkün. Egzersiz, antrenör eşliğinde ve kişiye özel olduğunda, daha keyifli ve motive edici oluyor.

Düşünün; bir saat boyunca antrenörünüz sadece sizinle ilgileniyor. İsteksiz bile olsanız, bunu düşünmeye zamanınız olmuyor. Hocanız sizi sürekli motive ediyor. Bir süre sonra egzersiz yapma alışkanlığı kazanıyorsunuz. Çok istekli ve keyifle spor yapıyorsunuz. Spor, yaşam tarzınız oluyor. Personel trainer ile çalışmak, spor alışkanlığı edinmeniz açısından çok önemli.

Diğer önemli bir konu ise özellikle, boyun ve bel fıtığı gibi bazı rahatsızlıklarda, kesinlikle özel bir spor hocasıyla çalışmak gerekiyor. İstenmeyen, üzücü olayların yaşanmaması için spor salonuna değil, konuya hakim, işinin uzmanı spor hocasına ihtiyaç var.”

Nuray Özkan ismi geçen danışanlarımızın onayı dahilinde paylaşılmaktadır.

Diyetisyen Diyor ki




Süt ürünlerinin daima pastörize veya sterilize (dayanıklı) olanlarını satın almalıyız.

Yandex.Metrica