BESLENME
Karaciğer Yağlanması Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Karaciğer Yağlanması Nedir?
Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikimiyle oluşur. Yağ oranı %5’i geçtiğinde başlar ve genellikle belirti vermeden ilerleyen yaygın bir “sessiz hastalık”tır.
Karaciğer yağlanması, kötü beslenme, hareketsizlik ve obeziteyle yakından ilişkilidir. Karaciğerin 500’den fazla görevi vardır ve yağlanma bu işlevleri bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Karaciğer yağlanması, erken tanı ve doğru beslenme ile tamamen geri döndürülebilir. Bu yüzden düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları önemlidir. Beslenme uzmanı eşliğinde yapılan diyet düzenlemeleri, tedavinin en etkili adımıdır.

Karaciğer Yağlanması Türleri
Karaciğer yağlanması, temel olarak iki ana kategoriye ayrılır: alkolik ve non-alkolik karaciğer yağlanması. Her iki türün de farklı nedenleri ve tedavi yaklaşımları bulunmaktadır. Doğru tanı için bu ayrımın yapılması, etkili tedavi planının oluşturulması açısından kritik öneme sahiptir.
Alkolik Karaciğer Yağlanması
Alkolik karaciğer yağlanması, uzun süreli aşırı alkol tüketimiyle oluşur. Alkolün toksik etkileri karaciğer hücrelerinde yağ birikimine yol açar. Erkeklerde günde 40 gram, kadınlarda 20 gramdan fazla alkol tüketimi riski artırır.
Alkol bırakıldığında karaciğer yağlanması genellikle düzelir. Ancak alkol devam ederse steatohepatit, fibrozis ve siroza ilerleyebilir. Tedavide alkol bırakma ve beslenme desteği esastır.
Non-alkolik Karaciğer Yağlanması (NAFL)
Non-alkolik karaciğer yağlanması, alkol kullanmayanlarda görülür ve en yaygın karaciğer hastalığıdır. Obezite, diyabet ve insülin direnciyle ilişkilidir. Beslenme bu durumda belirleyici rol oynar.
NAFL, basit yağlanma (NAFL) ve iltihaplı formu NASH olarak ikiye ayrılır. NASH daha ciddi olup karaciğer hücre hasarına yol açar. Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilir.
Karaciğer Yağlanmasının Nedenleri
Karaciğer yağlanması; beslenme, metabolik durum ve yaşam tarzı gibi birçok faktörden kaynaklanır. Bu nedenleri bilmek, önleme ve tedavi için önemlidir.
Obezite, karaciğer yağlanmasının başlıca nedenidir. VKİ 30’un üzerindeyse risk artar. İnsülin direnci, diyabet ve metabolik sendrom da yağ birikimini hızlandırır.
Yüksek karbonhidrat ve fruktoz içeren diyetler, aşırı kalori, hareketsizlik, hızlı kilo kaybı ve bazı ilaçlar karaciğer yağlanmasını tetikler. Genetik faktörler de etkili olabilir.
Karaciğer Yağlanması Belirtileri
Karaciğer yağlanması genellikle “sessiz hastalık” olarak bilinir çünkü erken dönemde belirgin semptomlar göstermeyebilir. Ancak hastalık ilerledikçe çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtilerin erken fark edilmesi, zamanında müdahale için kritik öneme sahiptir.
Erken Dönem Belirtileri
Erken evrede karaciğer yağlanması genellikle belirti vermez. Bazı kişilerde yorgunluk, halsizlik ve sağ üst karında hafif rahatsızlık görülebilir.
Bazı kişilerde şişkinlik, iştahsızlık ve bulantı görülebilir, ancak bu belirtiler karaciğer yağlanmasına özgü değildir. Bu yüzden düzenli kontroller önemlidir.
İleri Dönem Belirtileri
Hastalık ilerledikçe karın ağrısı, yorgunluk, kilo kaybı ve iştahsızlık görülebilir. Bu dönemde karaciğer büyümesi de saptanabilir.
İleri evrede sarılık, karında sıvı, bacaklarda şişlik ve zihinsel değişiklikler görülebilir. Bu durum ciddi karaciğer hasarını gösterir ve acil müdahale gerektirir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Obezite, diyabet veya yüksek kolesterolü olan kişiler düzenli doktor kontrolü yaptırmalıdır. Yorgunluk, karın ağrısı ve sindirim sorunlarında da doktora başvurulmalıdır.
Ailede karaciğer hastalığı olanlar, alkol kullananlar ve uzun süre ilaç alanlar risk altındadır. Yılda bir kez karaciğer testi önerilir; erken tanı ve doğru beslenme ile durum kontrol edilebilir.
Karaciğer Yağlanması Tanısı
Karaciğer yağlanmasının tanısı, fizik muayene, laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri ile konur. Erken tanı, hastalığın ilerlemesini önlemek ve uygun tedavi planını oluşturmak açısından kritik öneme sahiptir. Tanı süreci genellikle aşamalı olarak gerçekleştirilir.
Fiziki Muayene
Fizik muayenede doktor, karın bölgesini palpe ederek karaciğer büyüklüğünü değerlendirir. Karaciğer yağlanması durumunda karaciğer normalden büyük olabilir ve dokunma ile hissedilebilir. Ayrıca karın bölgesinde hassasiyet, cilt değişiklikleri ve diğer karaciğer hastalığı belirtileri araştırılır.
Hasta öyküsü alınırken beslenme alışkanlıkları, alkol kullanımı, ilaç kullanımı, aile öyküsü ve eşlik eden hastalıklar detaylı olarak sorgulanır. Bu bilgiler, hastalığın nedenini belirlemek ve uygun tedavi yaklaşımını planlamak için önemlidir.
Laboratuvar Testleri
Karaciğer fonksiyon testleri, tanının temel taşlarından biridir. ALT, AST, GGT ve alkalen fosfataz gibi enzim değerleri karaciğer hasarını gösterir. Ancak bu değerler normal olsa bile karaciğer yağlanması mevcut olabilir. Bu nedenle tek başına laboratuvar testleri yeterli değildir.
Lipid profili, açlık kan şekeri, insülin direnci testleri ve metabolik panel de değerlendirmeye dahil edilir. Bu testler, karaciğer yağlanmasına neden olan metabolik durumları tespit etmek için önemlidir. Beslenme uzmanları bu sonuçları değerlendirerek uygun diyet planını oluşturur.
Görüntüleme Yöntemleri
Ultrasonografi, karaciğer yağlanmasının tanısında en yaygın kullanılan görüntüleme yöntemidir. Yağlı karaciğer ultrasonografide parlak (hiperekojenik) görünür ve bu durum “parlak karaciğer” olarak adlandırılır. Ultrasonografi, non-invaziv, ucuz ve kolay uygulanabilir bir yöntemdir.
Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) daha detaylı değerlendirme sağlar. Özellikle MRG, karaciğerdeki yağ miktarını daha kesin olarak ölçebilir. FibroScan gibi yeni teknolojiler, karaciğer sertliğini ölçerek fibrozis derecesini değerlendirmede kullanılır.
Biyopsi
Karaciğer biyopsisi, tanının altın standardı olarak kabul edilir ancak invaziv bir işlem olduğu için seçilmiş vakalarda uygulanır. Biyopsi, karaciğer dokusunun mikroskobik incelenmesini sağlar ve yağlanma derecesi, inflamasyon varlığı ve fibrozis durumunu kesin olarak gösterir.
Biyopsi genellikle non-alkolik steatohepatit (NASH) şüphesi olan, karaciğer enzim değerleri sürekli yüksek olan veya diğer yöntemlerle net tanı konulamayan durumlarda düşünülür. İşlem öncesi ve sonrası beslenme önerileri, iyileşme sürecini desteklemek için önemlidir.
Karaciğer Yağlanması Evreleri
Karaciğer yağlanması dört ana evrede sınıflandırılır. Her evrenin kendine özgü özellikleri ve tedavi yaklaşımları vardır. Evrelerin anlaşılması, hastalığın seyrini takip etmek ve uygun müdahaleyi planlamak açısından kritik öneme sahiptir.
Evre 1: Basit Yağlanma
Basit yağlanma evresinde karaciğer hücrelerinde yağ birikir ancak iltihap ve hasar yoktur. Genellikle belirti vermez ve karaciğer fonksiyonları normaldir. Erken dönemde beslenme düzeni, kilo kontrolü ve egzersizle tamamen düzeltilebilir. Beslenme uzmanı desteğiyle hazırlanan diyet programları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hastalığın ilerlemesini önler.
Evre 2: Steatohepatit
Steatohepatit (NASH) evresinde yağlanmaya iltihap ve hücre hasarı eklenir, karaciğer enzimleri yükselir. Tedavi bu aşamada daha kapsamlıdır; beslenmede omega-3, antioksidan ve anti-inflamatuar besinler öne çıkar. Düzenli doktor takibi ve kontrollü diyet bu evrede büyük önem taşır.
Evre 3: Fibrozis
Fibrozis evresinde karaciğerde skar dokusu oluşur ve fonksiyonlar azalabilir, ancak erken müdahaleyle süreç durdurulabilir. Bu dönemde beslenme çok önemlidir; inflamasyonu azaltan, karaciğeri destekleyen ve uygun protein, vitamin, mineral içeren diyetler tercih edilmelidir.
Evre 4: Siroz
Siroz, karaciğerin büyük ölçüde skar dokusuna dönüştüğü ve fonksiyonların ciddi bozulduğu son evredir. Bu aşamada protein, sodyum ve sıvı alımı dikkatle düzenlenmelidir. Beslenme uzmanı takibi zorunludur ve gerekirse karaciğer nakli değerlendirilir.
Karaciğer Yağlanması Tedavisi
Karaciğer yağlanması tedavisi, hastalığın evresine, nedenine ve hastanın genel durumuna göre bireysel olarak planlanır. Tedavinin temel amacı, yağlanmayı azaltmak, inflamasyonu kontrol etmek ve hastalığın ilerlemesini önlemektir. Beslenme tedavisi, bu sürecin en önemli bileşenlerinden biridir.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Yaşam tarzı değişiklikleri, karaciğer yağlanması tedavisinin temel taşıdır. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme alışkanlıkları, kilo kontrolü ve stres yönetimi bu değişikliklerin ana bileşenleridir. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz önerilir.
Sigara ve alkol kullanımının tamamen bırakılması kritik öneme sahiptir. Yeterli uyku, düzenli yaşam ritmi ve stres yönetimi de tedavinin destekleyici unsurlarıdır. Bu değişikliklerin kalıcı olması için kademeli ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsenmelidir.
Beslenme Tedavisi
Beslenme tedavisi, karaciğer yağlanmasının yönetiminde en etkili yöntemdir. Kalori kontrolü, dengeli makro besin dağılımı ve karaciğeri destekleyen besinler temelini oluşturur. Akdeniz tipi beslenme bu süreçte en etkili modeldir; bol sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağ ve balık içerir. Rafine şeker ve işlenmiş gıdalar sınırlandırılmalıdır.
İlaç Tedavisi
İlaç tedavisi, beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine ek olarak uygulanır. Vitamin E ve pioglitazon bazı hastalarda kullanılabilir ancak doktor kontrolü şarttır. Diyabet, hipertansiyon ve kolesterol tedavileri karaciğer etkileri açısından izlenmelidir. İlaç sürecinde beslenme desteği tedavi başarısını güçlendirir.
Cerrahi Seçenekler
Cerrahi tedavi, morbid obez ve diğer yöntemlere yanıt vermeyen hastalarda uygulanır. Bariatrik cerrahi karaciğer yağlanmasını azaltabilir ve özel beslenme programı gerektirir. İleri sirozda karaciğer nakli düşünülebilir. Ameliyat öncesi ve sonrası beslenme desteği tedavi başarısı için önemlidir.
Karaciğer Yağlanması İçin Beslenme Planı
Karaciğer yağlanması için hazırlanan beslenme planı, hastalığın evresine, hastanın beslenme durumuna ve eşlik eden hastalıklara göre kişiselleştirilmelidir. Temel amaç, karaciğer fonksiyonlarını desteklemek, yağlanmayı azaltmak ve genel sağlığı iyileştirmektir.
Karaciğer Dostu Besinler
Karaciğer sağlığını destekleyen besinler arasında yeşil yapraklı sebzeler, çarmıh, brokoli gibi cruciferous sebzeler öne çıkar. Bu besinler karaciğerin detoksifikasyon süreçlerini destekler. Omega-3 açısından zengin balıklar, ceviz, keten tohumu gibi besinler inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur.
Antioksidan açısından zengin meyveler, özellikle böğürtlen, yaban mersini, nar gibi meyveler karaciğer sağlığı için faydalıdır. Zeytinyağı, avokado gibi sağlıklı yağlar da diyete dahil edilmelidir. Tam tahıllar, baklagiller ve protein açısından zengin besinler de önemli bileşenlerdir.
Kaçınılması Gereken Besinler
Rafine şeker, yüksek fruktoz mısır şurubu içeren besinlerden kaçınılmalıdır. İşlenmiş gıdalar, fast food, kızartmalar ve trans yağ içeren besinler karaciğer yağlanmasını artırabilir. Aşırı alkol tüketimi mutlaka önlenmelidir.
Yüksek sodyum içeren besinler, konserveler, hazır soslar da kısıtlanmalıdır. Beyaz un ve beyaz pirinç gibi rafine karbonhidratlar yerine tam tahıllar tercih edilmelidir. Aşırı kalori alımından kaçınmak da kritik öneme sahiptir.
Örnek Haftalık Beslenme Programı
Haftalık beslenme programı, günde 3 ana öğün ve 2-3 ara öğün şeklinde düzenlenebilir. Kahvaltıda tam tahıllı ekmek, yumurta, sebze ve meyve yer alabilir. Öğle yemeğinde ızgara balık veya tavuk, salata ve tam tahıllı pilav tercih edilebilir.
Akşam yemeğinde sebze yemekleri, ızgara et veya balık, yogurt gibi besinler yer alabilir. Ara öğünlerde meyve, kuruyemiş, yogurt gibi sağlıklı seçenekler tercih edilmelidir. Su tüketimi günde en az 2-2.5 litre olmalıdır. Bu program, beslenme uzmanı tarafından kişiye özel olarak düzenlenmelidir.
Karaciğer Yağlanmasını Önleme
Karaciğer yağlanmasının önlenmesi, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile mümkündür. Önleyici yaklaşımlar, hastalığın gelişmesini engellemek ve risk faktörlerini kontrol altında tutmak açısından büyük önem taşır. Erken dönemde alınacak önlemler, ileride karşılaşılabilecek ciddi sağlık sorunlarını engelleyebilir.
Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları arasında düzenli egzersiz, dengeli beslenme, ideal kilo kontrolü ve stres yönetimi yer alır. Haftada en az 5 gün, günde 30 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılması önerilir. Yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi aktiviteler tercih edilebilir.
Beslenme alışkanlıkları açısından porsiyon kontrolü, düzenli öğün saatleri ve çeşitli besin gruplarından yeterli alım sağlanmalıdır. Alkol tüketimi sınırlandırılmalı veya tamamen bırakılmalıdır. Sigara kullanımından kaçınılması da karaciğer sağlığı için kritiktir.
Düzenli Kontroller
Risk faktörlerine sahip kişiler düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemelidir. Yılda en az bir kez karaciğer fonksiyon testleri, lipid profili ve kan şekeri kontrolü yaptırılmalıdır. Obezite, diyabet, hipertansiyon gibi durumları olan kişiler daha sık kontrole gitmelidir.
Beslenme uzmanından düzenli destek almak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi açısından önemlidir. Erken tanı ve müdahale, karaciğer yağlanmasının önlenmesi veya ilerlemesinin durdurulması için kritik öneme sahiptir.
Karaciğer Yağlanması ve Diğer Hastalıklar
Karaciğer yağlanması, birçok metabolik hastalık ile yakın ilişki içindedir. Bu hastalıklar arasındaki bağlantıların anlaşılması, kapsamlı bir tedavi yaklaşımının geliştirilmesi açısından önemlidir. Bütüncül bir bakış açısı ile yaklaşım, tedavi başarısını artırır.
Metabolik Sendrom
Metabolik sendrom, karaciğer yağlanması ile güçlü bir ilişki içindedir. Karın çevresinde yağ birikimi, yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri ve dislipidemi metabolik sendromun bileşenleridir. Bu durumların bir arada bulunması karaciğer yağlanması riskini önemli ölçüde artırır.
Metabolik sendrom tedavisinde beslenme yaklaşımı kritik öneme sahiptir. Karbonhidrat kısıtlaması, sağlıklı yağ alımı ve protein optimizasyonu bu durumun yönetiminde etkilidir. Düzenli egzersiz ve kilo kontrolü de tedavinin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Tip 2 Diyabet
Tip 2 diyabet ile karaciğer yağlanması arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Diyabet karaciğer yağlanması riskini artırırken, karaciğer yağlanması da insülin direncini artırarak diyabet gelişimini kolaylaştırır. Bu nedenle her iki durumun birlikte yönetilmesi gerekir.
Diyabet ve karaciğer yağlanması olan hastalarda beslenme planı daha dikkatli hazırlanmalıdır. Karbonhidrat sayımı, glisemik indeks kontrolü ve düzenli öğün planlaması önemlidir. Bu durumda beslenme uzmanı ile endokrinolog işbirliği kritik öneme sahiptir.
Kardiyovasküler Hastalıklar
Karaciğer yağlanması, kardiyovasküler hastalık riskini artıran önemli bir faktördür. Karaciğer yağlanması olan kişilerde kalp hastalığı ve inme riski artmıştır. Bu durum, inflamasyon, insülin direnci ve lipid metabolizması bozukluklarından kaynaklanır.
Kardiyovasküler sağlığı korumak için Akdeniz tipi beslenme modeli özellikle önerilir. Omega-3 yağ asitleri, antioksidanlar ve lif açısından zengin besinler hem karaciğer hem de kalp sağlığını destekler. Düzenli egzersiz ve stres yönetimi de bu durumda kritik öneme sahiptir.
BÖLGESEL
İNCELME
SIKÇA SORULAN SORULAR
Karaciğer yağlanması geri döndürülebilir mi?
Evet, karaciğer yağlanması erken evrelerde tamamen geri döndürülebilir bir durumdur. Özellikle basit yağlanma evresinde uygun beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile yağlanma ortadan kaldırılabilir. İleri evrelerde bile uygun tedavi ile önemli iyileşmeler sağlanabilir.
Karaciğer yağlanması için en etkili diyet hangisidir?
Akdeniz tipi beslenme modeli, karaciğer yağlanması tedavisinde en etkili yaklaşımlardan biri olarak kabul edilir. Bu model bol sebze-meyve, tam tahıllar, balık ve sağlıklı yağları içerir. Ancak en etkili diyet, kişinin durumuna göre beslenme uzmanı tarafından hazırlanan kişiselleştirilmiş programdır.
Karaciğer yağlanması belirtileri olmadan hastalık teşhis edilebilir mi?
Evet, karaciğer yağlanması genellikle “sessiz hastalık” olarak bilinir ve erken evrelerde belirgin semptom vermeyebilir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve laboratuvar testleri ile erken tanı mümkündür. Risk faktörlerine sahip kişiler özellikle dikkatli olmalıdır.
Karaciğer yağlanması olan biri alkol tüketebilir mi?
Karaciğer yağlanması olan kişilerin alkol tüketiminden tamamen kaçınması önerilir. Alkol, karaciğer yağlanmasını artırır ve hastalığın ilerlemesini hızlandırabilir. Bu durum hem alkolik hem de non-alkolik karaciğer yağlanması için geçerlidir.
Karaciğer yağlanması tedavi edilmezse ne olur?
Tedavi edilmeyen karaciğer yağlanması zamanla ilerleyerek steatohepatit, fibrozis ve nihayetinde siroza yol açabilir. Bu durum karaciğer fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulmasına ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir. Erken müdahale kritik öneme sahiptir.
Karaciğer yağlanması olan kişiler hangi ilaçları kullanmamalıdır?
Karaciğer yağlanması olan kişiler, karaciğer üzerinde toksik etkisi olabilecek ilaçlardan kaçınmalıdır. Parasetamol gibi ilaçların doz aşımından kaçınılmalı, bitkisel ürünler dikkatli kullanılmalıdır. Tüm ilaçlar doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
Karaciğer yağlanması çocuklarda görülür mü?
Evet, çocukluk çağı obezitesinin artması ile birlikte çocuklarda da karaciğer yağlanması görülmektedir. Özellikle obez çocuklarda ve genetik yatkınlığı olan çocuklarda risk artmıştır. Çocuklarda beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi özellikle önemlidir.
Karaciğer yağlanması için hangi bitkiler ve çaylar faydalıdır?
Yeşil çay, zerdeçal, enginar yaprağı gibi bitkiler karaciğer sağlığını destekleyebilir. Ancak bu bitkiler tedavi amaçlı kullanılmamalı, sadece destekleyici olarak görülmelidir. Bitkisel ürünler de doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
Karaciğer yağlanmasında egzersizin rolü nedir?
Düzenli egzersiz, karaciğer yağlanması tedavisinin temel taşlarından biridir. Aerobik egzersiz karaciğerdeki yağ miktarını azaltır, insülin duyarlılığını artırır ve genel metabolizmayı iyileştirir. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz önerilir.
Karaciğer yağlanması tedavisinde yeni yaklaşımlar nelerdir?
Güncel tedavi yaklaşımları arasında yeni ilaçlar, probiyotikler, intermittent fasting gibi beslenme stratejileri yer alır. Ancak bu yaklaşımların etkinliği hala araştırılmaktadır. En güvenli ve etkili yaklaşım, kanıtlanmış beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleridir.
KAYNAKÇA
Chalasani, N., Younossi, Z., Lavine, J. E., Charlton, M., Cusi, K., Rinella, M., … & Sanyal, A. J. (2018). The diagnosis and management of non‐alcoholic fatty liver disease: Practice guidance from the American Association for the Study of Liver Diseases. Hepatology, 67(1), 328–357. https://doi.org/10.1002/hep.29367
EASL–EASD–EASO Clinical Practice Guidelines. (2016). EASL–EASD–EASO clinical practice guidelines for the management of non-alcoholic fatty liver disease. Journal of Hepatology, 64(6), 1388–1402. https://doi.org/10.1016/j.jhep.2015.11.004
Younossi, Z. M., Koenig, A. B., Abdelatif, D., Fazel, Y., Henry, L., & Wymer, M. (2016). Global epidemiology of nonalcoholic fatty liver disease—Meta‐analytic assessment of prevalence, incidence, and outcomes. Hepatology, 64(1), 73–84. https://doi.org/10.1002/hep.28431
Romero-Gómez, M., Zelber-Sagi, S., & Trenell, M. (2017). Treatment of NAFLD with diet, physical activity and exercise. Journal of Hepatology, 67(4), 829–846. https://doi.org/10.1016/j.jhep.2017.05.016
Schwenger, K. J. P., & Allard, J. P. (2014). Clinical approaches to non-alcoholic fatty liver disease. World Journal of Gastroenterology, 20(7), 1712–1723. https://doi.org/10.3748/wjg.v20.i7.1712
Polyzos, S. A., Kountouras, J., & Mantzoros, C. S. (2019). Obesity and nonalcoholic fatty liver disease: From pathophysiology to therapeutics. Metabolism, 92, 82–97. https://doi.org/10.1016/j.metabol.2018.11.014
Zelber-Sagi, S., Ivancovsky-Wajcman, D., Fliss-Isakov, N., Shibolet, O., & Kariv, R. (2019). Nutrition and physical activity in NAFLD: An overview of the epidemiological evidence. World Journal of Gastroenterology, 25(24), 3371–3388. https://doi.org/10.3748/wjg.v25.i24.3371
Byrne, C. D., & Targher, G. (2015). NAFLD: A multisystem disease. Journal of Hepatology, 62(1), S47–S64. https://doi.org/10.1016/j.jhep.2014.12.012





