Sıkı ve diri bir vücut, yalnızca görsel bir hedef değil; kas tonusu, cilt elastikiyeti ve doku yapısının birlikte sağlıklı bir denge içinde olduğu bir beden kompozisyonunu ifade eder. Kas tonusu, kasların dinlenme halinde bile belirli bir gerilim düzeyini koruması anlamına gelir. Cilt elastikiyeti ise derinin gerilip eski haline dönebilme kapasitesiyle ilgilidir; bu kapasite büyük ölçüde kolajen ve elastin lifleriyle belirlenir. Doku yapısı da bu iki unsurun altında yatan bağ dokusu sağlığını kapsar.
Doğa gereği, kadınların bağ dokusu çok esnek, karın ve kalçası ise yağlanmaya programlıdır. Nedeni; kadınların hamilelik durumunda ve hamilelik süresi boyunca karın ve çevresinin yeteri kadar esnemesi ve çocuğu koruyacak yağ dokusunun oluşmasını sağlamaktır. Bu durum her ne kadar biz kadınlar için haksızlık gibi görünse de, esnek yağ dokusu sayesinde soyumuzu devam ettirebileceğimiz de bir gerçek.
Kadın vücudunda 20 milyon yağ hücresi vardır. Bu hücrelerin yoğunluğu popoda, üst bacaklarda ve karında yer almaktadır. Hareketsiz dönemlerde (sürekli oturarak çalışmak), yanlış beslenme, adet ve hamilelik dönemi gibi hormon seviyesinin değişim dönemlerinde ve aktivite yetersizliğinde bu yağ hücreleri kümeler halinde bağ dokusunun altına yerleşmekte ve baskı oluşturmaktadır.
Kadın vücudunun kas ve bağ dokusu bir erkeğe kıyasla maalesef oldukça zayıftır. Yaş aldıkça bir erkeğe kıyasla çok daha fazla bölgesel yağlanma problemi oluşmaktadır. Aynı zamanda, kadın hormonları vücutta ödem oluşması için de zemin hazırlamaya yönelik çalışır. Bir çok olumsuz etkenin yeterince mevcut olması, zayıf bir bağ dokusu ve gevşek deri dokusu yağlanmayı ve selülit oluşumunu daha fazla arttırmakta ve göze çarpmasını sağlamaktadır.
Cildin ve Vücudun Sıkılığını Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Aşağıdaki faktörlerin bir arada ya da tek başına etkili olması, vücut sıkılaştırma sürecinin kişiden kişiye neden bu denli farklılaştığını açıklar. Hangi faktörün ön planda olduğunu belirlemek, doğru yaklaşımı seçmek açısından kritik bir adımdır.
Kilo Kaybı Hızı ve Doku Gevşekliği
Kilo kaybı ne kadar hızlı gerçekleşirse, derinin bu değişime uyum sağlama süresi o kadar kısalır. Deri, altta yatan yağ ve kas dokusunun hacmine göre şekillenen esnek bir yapıya sahiptir; ancak bu esnekliğin bir sınırı vardır. Kısa sürede önemli miktarda kilo verildiğinde, deri yeterince küçülemez ve gevşek bir görünüm ortaya çıkabilir. Bu durum özellikle karın, kol ve uyluk gibi bölgelerde belirginleşir.
Kilo kaybı sürecinin daha kontrollü ve kademeli yönetilmesi, doku gevşekliğini azaltmaya katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, kilo kaybı hızı ne olursa olsun, doku gevşekliğinin ortaya çıkıp çıkmayacağı ve ne ölçüde görüleceği kişinin yaşına, genetik yapısına ve başlangıç vücut kompozisyonuna göre değişir. Bu nedenle sürecin uzman diyetisyen eşliğinde planlanması, hem beslenme hem de doku sağlığı açısından önem taşır.
Kas Kütlesi Kaybı
Vücut sıkılığının temel taşlarından biri kas kütlesinin korunmasıdır. Kilo verme sürecinde yalnızca yağ değil, kas dokusu da kaybedilebilir; bu durum vücudun diri ve tonik görünümünü doğrudan zayıflatır. Kas kütlesi azaldığında, deri altında onu destekleyen yapı da incelir ve sarkıklık daha belirgin hale gelir.
Kas kütlesinin korunması için yeterli protein alımı ve düzenli direnç egzersizi birlikte ele alınmalıdır. Sadece kalori kısıtlamasına dayanan yaklaşımlar, kas kaybını hızlandırabilir ve uzun vadede vücut kompozisyonunu olumsuz etkileyebilir. Kişiye özel bir beslenme ve egzersiz planı, kas kütlesinin korunmasını destekleyen en güvenilir yoldur; bu planın uzman diyetisyen değerlendirmesiyle oluşturulması önerilir.
Cildin Elastikiyet Kaybı
Cildin elastikiyeti, kolajen ve elastin adı verilen yapısal proteinlere bağlıdır. Bu proteinler, derinin gerilip eski biçimine dönebilmesini sağlar. Ani hacim değişimleri, uzun süreli güneş maruziyeti ve yetersiz cilt bakımı bu liflerin yapısını bozabilir. Sonuç olarak cilt, esnekliğini yitirerek sarkık ve mat bir görünüm alabilir.
Elastikiyet kaybı yalnızca yaşlanmayla değil, hızlı kilo değişimleriyle de tetiklenebilir. Cildin derin katmanlarında kolajen ve elastin üretimini destekleyen yaklaşımlar, bu kaybı yavaşlatmaya yardımcı olabilir. Düzenli nemlendirme, güneş koruyucu kullanımı ve kolajen sentezini destekleyen beslenme alışkanlıkları, cilt elastikiyetini koruma açısından değerli adımlardır. Ancak bireysel sonuçlar kişiye ve başlangıç cilt durumuna göre farklılık gösterir.
Hidrasyon ve Beslenme Yetersizliği
Yeterli su tüketimi, cilt hücrelerinin canlılığını ve yenileme kapasitesini doğrudan etkiler. Vücut susuz kaldığında cilt kurur, elastikiyet azalır ve ince çizgiler daha belirgin hale gelir. Hidrasyon yönetimi, yalnızca içilen su miktarıyla değil; tüketilen gıdaların su içeriği ve elektrolit dengesiyle de ilgilidir.
Beslenme yetersizliği de cilt sıkılığını etkileyen önemli bir faktördür. Protein, C vitamini, çinko ve antioksidanlar gibi besin öğeleri, kolajen sentezi ve doku onarımı için gereklidir. Bu besin öğelerinin yetersiz alınması, cildin yenileme kapasitesini düşürür. Dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni, hem genel sağlık hem de cilt kalitesi açısından temel bir adımdır; kişiye özel makro besin dengesi ise uzman diyetisyen değerlendirmesiyle belirlenmelidir.
Yaşa Bağlı Kolajen Azalması
Kolajen, derinin yapısal iskeleti olarak görev yapar ve cilt sıkılığının en temel belirleyicilerinden biridir. Yaş ilerledikçe vücudun kolajen üretim hızı yavaşlar; bu süreç genellikle yirmili yaşların sonundan itibaren başlar ve zamanla belirginleşir. Kolajen azalmasıyla birlikte cilt incelir, elastikiyet düşer ve doku gevşekliği artar.
Bu süreç tamamen önlenemez olsa da yavaşlatılabilir. Kolajen sentezini destekleyen beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve cilt bakım rutini bu açıdan değerlidir. Bunların yanı sıra, kolajen yenilenmesini uyaran teknolojik yaklaşımlar da kilo kaybı sonrası doku gevşekliğinin yönetiminde destekleyici bir rol üstlenebilir. Hangi yaklaşımın uygun olduğu, uzman değerlendirmesiyle kişiye özel olarak belirlenmelidir.
Kolajen Nedir, Neden Önemlidir?
En basit anlatımla, cildinizde ki canlılığı ve gerginliği sağlayan, tüm dokuları bir arada tutan, çok güçlü bir yapıştırıcıdır. Vücudumuzda büyük fonksiyonlar üstlenen bir protein olan kolajen,
- Vücudumuzun %25ini
- Kıkırdak dokusunun %50sini
- Kadın meme dokusunun %30unu
- Ve özellikle deri dokusunun dermis tabakasının %80ini oluşturur.
Kolajen cildin nem dengesinin korunmasını sağlayan en önemli unsurdur.
- 25 yaşından sonra sentezi azalan kolajenle birlikte vücut elastikiyetini, diriliğini kaybeder ve kemik yapısı bozulmaya başlar.
- 30 yaşından sonra bu kolajen kaybı en görsel olarak ciltte kuruma ve kırışıklıkların ortaya çıkması, ciltte incelme şeklinde gözlemlenir.
- 40 yaşından itibaren yara iyileşmesi dışında kolajen üretimi sıfıra yakındır.
Kolajan Kaybı Engellenebilir Mi?
Beslenme, besin desteği, yaşam tarzı ve uygulamalar sayesinde kolajen kaybı engellenebilir. En etkili sonuç için uzmanlar tarafından, bunlardan birinin ya da birkaçının uygulanması değil, hepsinin bir arada uygulanması tavsiye edilir.
Daha genç vücutlarda yanlış yapılan diyetler sonucunda hızlı kilo alıp vermelerde yaşanılan en büyük problem olan bölgesel sarkmaların çözümü başlangıç olarak yine doğru ve sağlıklı beslenmeden geçer.
Sıkı ve Diri Vücut İçin Beslenme Nasıl Düzenlenmeli?
Beslenme düzeni, vücut sıkılaştırma sürecinin temel taşlarından biridir. Kişiselleştirilmiş bir beslenme programı, uzman diyetisyen eşliğinde oluşturulduğunda hem kas kütlesinin korunmasına hem de cilt kalitesinin desteklenmesine katkı sağlar. Aşağıdaki adımlar, genel bir çerçeve sunmaktadır; bireysel ihtiyaçlar bu adımların ötesinde değerlendirme gerektirebilir.
- Protein odağını artır: Protein, kas dokusunun onarımı ve korunması için vazgeçilmez bir besin öğesidir. Yumurta, baklagiller, yağsız et, süt ürünleri ve tofu gibi kaliteli protein kaynakları günlük öğünlere dengeli biçimde dağıtılmalıdır. Protein odağı, hem kas kütlesinin korunmasını hem de tokluk hissini destekler.
- Makro besin dengesini koru: Yalnızca protein değil; karbonhidrat ve sağlıklı yağların da dengeli alınması gerekir. Tam tahıllar, sebzeler ve sağlıklı yağ kaynakları (zeytinyağı, avokado, kuruyemiş) enerji dengesini ve doku sağlığını destekler. Makro besin dengesi, kişinin aktivite düzeyine ve vücut kompozisyonuna göre farklılaşır.
- Hidrasyon yönetimine özen göster: Günlük yeterli su tüketimi, cilt elastikiyetini ve hücre yenilenmesini destekler. Su tüketiminin yanı sıra, yüksek su içerikli sebze ve meyveler de hidrasyon yönetimine katkı sağlar.
- Kolajen sentezini destekleyen besinleri dahil et: C vitamini, çinko ve antioksidan açısından zengin gıdalar, vücudun kolajen üretim kapasitesini destekler. Turunçgiller, kırmızı biber, yeşil yapraklı sebzeler ve kabuklu deniz ürünleri bu açıdan değerli kaynaklardır.
- Uzman diyetisyen takibini sürdür: Kişiye özel beslenme programı, yaşam tarzı, sağlık durumu ve vücut kompozisyonu analizine dayanarak oluşturulmalıdır. Uzman diyetisyen eşliğinde yürütülen süreç takibi, hem sürdürülebilir sonuçlar hem de genel bütünsel sağlık açısından belirleyici bir rol oynar.
Sıkı ve Diri Bir Vücut İçin Hangi Egzersizler Yapılmalı?
Egzersiz, vücut sıkılaştırma sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak her egzersiz türü aynı etkiyi yaratmaz; kas tonusunu artırmak, doku gevşekliğini azaltmak ve bölgesel şekillendirmeyi desteklemek için farklı egzersiz yaklaşımları bir arada değerlendirilmelidir. Düşük darbeli egzersizler, eklem sağlığını korurken kas aktivasyonunu destekler; bölgesel direnç hareketleri ise belirli kas gruplarını hedef alarak vücut kompozisyonunu şekillendirir. Egzersiz programının kişinin fiziksel durumuna ve hedeflerine göre planlanması, hem güvenli hem de etkili bir süreç için önemlidir.
Pilates
Pilates, derin kas gruplarını ve stabilizatör kasları hedef alan, düşük darbeli bir egzersiz yöntemidir. Özellikle karın, sırt ve pelvik taban kaslarını çalıştırması nedeniyle vücut sıkılaştırma sürecinde sıklıkla tercih edilir. Pilatesin temel avantajı, eklemlere aşırı yük bindirmeden kas tonusunu artırabilmesidir; bu özellik, kilo kaybı sonrası doku gevşekliğiyle ilgilenen bireyler için değerli bir seçenek haline getirir.
Düzenli pilates pratiği, postürü iyileştirirken vücudun genel dengesini ve koordinasyonunu da destekler. Reformer pilates gibi ekipman destekli uygulamalar, direnç ekleyerek kas aktivasyonunu artırabilir. Pilates programının bireysel ihtiyaca göre yapılandırılması, sonuçların daha verimli alınmasını sağlar.
Yüzme
Yüzme, tüm vücut kaslarını aynı anda çalıştıran ve eklemlere minimum yük bindiren bir egzersiz türüdür. Suyun direnci, kasların sürekli aktif kalmasını sağlarken kardiyovasküler sistemi de destekler. Bu özelliğiyle yüzme, hem kas tonusunu artırmak hem de genel vücut kompozisyonunu iyileştirmek için etkili bir seçenektir.
Özellikle kol, sırt, karın ve bacak kaslarını dengeli biçimde çalıştırması, yüzmeyi bütünsel bir vücut sıkılaştırma egzersizi olarak öne çıkarır. Düşük darbeli yapısı sayesinde eklem rahatsızlığı olan ya da yoğun egzersizlere henüz başlayan bireyler için de uygun bir başlangıç noktası olabilir. Düzenli ve tutarlı bir yüzme programı, zamanla kas tonusunda ve cilt altı doku yapısında olumlu değişimlere katkı sağlayabilir.
Bölgesel Direnç Egzersizleri
Bölgesel direnç egzersizleri, belirli kas gruplarını hedef alarak o bölgedeki kas tonusunu artırmayı amaçlar. Kol bölgesi için biseps ve triseps hareketleri, bacak bölgesi için squat ve lunge gibi egzersizler, karın bölgesi için ise plank ve core stabilizasyon hareketleri bu kategoride değerlendirilebilir.
Direnç egzersizleri, kas liflerini uyararak hem kas kütlesinin korunmasına hem de bölgesel sıkılaşmaya katkı sağlar. Ağırlık veya direnç bandı kullanımı, egzersizin yoğunluğunu kişiye göre ayarlamayı kolaylaştırır. Bölgesel direnç egzersizlerinin beslenme düzeniyle birlikte planlanması, vücut sıkılaştırma sürecinde daha bütünsel bir yaklaşım oluşturur. Egzersiz programının kişinin mevcut fiziksel durumuna göre yapılandırılması önerilir.
Cilt Bakımı ve Hidrasyon Vücut Sıkılığını Nasıl Destekler?
- Düzenli nemlendirme rutini: Cilt, dışarıdan uygulanan nemlendirici ürünlerle desteklendiğinde su tutma kapasitesini korur ve elastikiyet kaybı yavaşlayabilir. Nemlendirici seçiminde cildin tipine ve ihtiyacına uygun formüller tercih edilmelidir; ürün seçimi ve kullanım sıklığı kişisel cilt durumuna göre değişir.
- Yeterli su tüketimi: Hidrasyon yönetimi, yalnızca dış bakımla değil; günlük yeterli su tüketimiyle de sağlanır. Vücut yeterince sulandığında cilt hücreleri daha canlı kalır, kolajen sentezi desteklenir ve genel cilt kalitesi olumlu etkilenir.
- Güneş koruyucu kullanımı: UV ışınları, kolajen ve elastin liflerini parçalayan en önemli dış etkenlerden biridir. Günlük güneş koruyucu kullanımı, bu hasarı sınırlandırarak cildin elastikiyetini daha uzun süre korumasına yardımcı olur.
- Cilt masajı ve kan dolaşımını destekleme: Düzenli cilt masajı, kan dolaşımını artırarak doku beslenmesini destekler. Bu uygulama, özellikle selülit görünümünün azaltılmasında ve cilt altı doku kalitesinin iyileştirilmesinde destekleyici bir rol üstlenebilir.
- Antioksidan içerikli cilt bakım ürünleri: C vitamini, retinol ve niasinamid gibi aktif bileşenler içeren ürünler, kolajen sentezini destekleyebilir ve cilt yenilenmesini hızlandırabilir. Bu ürünlerin kullanımı, cilt tipine ve uzman önerisine göre şekillendirilmelidir.
Kilo Kaybı Sonrası Sarkıklık İçin Teknolojik Cilt Sıkılaştırma Yöntemleri
Kilo kaybı sonrası ortaya çıkan doku gevşekliği, yalnızca beslenme ve egzersizle her zaman tam olarak giderilemeyebilir. Bu noktada, cildin derin katmanlarına ulaşarak kolajen üretimini uyaran ve doku yenilenmesini destekleyen teknolojik yaklaşımlar devreye girebilir. Kişiselleştirilmiş bir plan ve uygunluk değerlendirmesi, uzman diyetisyen ve uzman kontrolüyle birlikte ele alınmalıdır; kesin sonuç ve kalıcılık garantisi verilmez. Aşağıda, bu alanda kullanılan teknolojiler çalışma prensipleri ve uygulama özellikleriyle birlikte aktarılmaktadır.
Intense Body Technology
Intense Body Technology, tek seansta uygulanan, cerrahi olmayan ve ameliyatsız bir germe yaklaşımıdır. Uygulama, kolajen yenilenmesini uyararak milyonlarca kolajen üretimini tetikler ve uygulama yapılan bölgede anında sıkılaşma ve incelme etkisi görülebilir. Karın bölgesine uygulanan Intense Body Technology ile aynı gün ortalama 1 beden incelme elde edilebildiği, takip eden 3 ay içinde ise ortalama 3 beden incelme sağlamaktadır.
Bu veriler karın bölgesine özgüdür; farklı bölgeler için sonuçlar kişiye ve uygulama alanına göre değişebilir. Sonuçlar kişiye, uygulama bölgesine ve uzman değerlendirmesine göre değişebilir.
Ultra One Shot
Ultra One Shot, tek seansta uygulanan, cerrahi olmayan ve ameliyatsız bir yaklaşımdır. Bu teknolojinin en belirgin özelliği, tek seansta belirgin ve anında görünür etki sağlayabilmesidir. Uygulama yapılan bölgede ortalama 5-8 cm anında incelme elde edilebildiği ve 3 ay içinde fibroblast aktivasyonunun tamamlanmasıyla etkinin üç katına çıktığı belirtilmektedir.
Fibroblast aktivasyonu, bağ dokusundaki hücrelerin kolajen ve elastin üretimini artırmasıyla gerçekleşen biyolojik bir süreçtir; bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte sıkılaşma etkisi kademeli olarak güçlenir. Uygunluk ve kişisel beklenti, uzman değerlendirmesiyle ele alınır; sonuçlar kişiye ve uygulama bölgesine göre farklılık gösterebilir.
Thermage FLX ve HIFEM
Thermage FLX, monopolar radyofrekans enerjisiyle çalışan, tek seanslık ameliyatsız bir sıkılaştırma uygulamasıdır. Uygulama sırasında derin doku ısıtması yoluyla kolajen ve elastin üretimine bağlı bir yenileme süreci başlatılır. İşlem sırasında hafif bir anlık sıkılaşma fark edilebilir; asıl sonuçlar ise sonraki aylarda kolajen yenilenmesiyle birlikte kademeli biçimde belirginleşir.
Thermage FLX, tek seansta uygulanan ve anında sonucun fark edilebildiği bir yaklaşım olarak öne çıkar. Sonuçlar kişiye ve uygulama bölgesine göre değişebilir.
Vücut Sıkılaştırmada Beklenen Sonuç Ne Zaman ve Nasıl Görülür?
Vücut sıkılaştırma sürecinde beklenen sonucun ne zaman görüleceği, uygulanan yönteme, beslenme düzenine ve egzersiz tutarlılığına göre önemli ölçüde değişir. Genel bir zaman çizelgesi vermek, bireysel farklılıklar nedeniyle yanıltıcı olabilir; bu nedenle süreç takibi, kişisel değişkenlere göre değerlendirilmelidir.
Teknolojik uygulamalar söz konusu olduğunda, Intense Body Technology ve Ultra One Shot ile uygulama bölgesinde anında sıkılaşma ve incelme etkisi görülebileceği aktarılmaktadır. Fibroblast aktivasyonunun tamamlanmasıyla birlikte bu etkinin 3 ay içinde kademeli olarak arttığı belirtilmektedir. Thermage FLX uygulamasında ise işlem sırasında hafif bir anlık sıkılaşma fark edilebilir; kolajen ve elastin yenilenmesine bağlı sonuçlar sonraki aylarda kademeli biçimde belirginleşir.
Beslenme ve egzersiz temelli yaklaşımlarda ise sonuçlar daha uzun bir zaman dilimine yayılır. Kas kütlesinin korunması ve cilt elastikiyetinin desteklenmesi, tutarlı bir beslenme düzeni ve düzenli egzersizle birlikte kademeli olarak gerçekleşir. Süreç takibi, hem motivasyonu korumak hem de gerektiğinde planı güncellemek açısından değerlidir. Kişisel plan ve uygunluk, uzman diyetisyen veya uzman değerlendirmesiyle belirlenir.
Vücut Sıkılaştırma Sürecinde Nelere Dikkat Edilmeli?
Vücut sıkılaştırma süreci, yalnızca bir yönteme odaklanmakla değil; beslenme, egzersiz, cilt bakımı ve gerektiğinde teknolojik desteğin bir arada ele alındığı bütünsel bir yaklaşımla yönetildiğinde daha sağlıklı bir seyir izler. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bazı temel noktalar şöyle sıralanabilir:
- Beklenti yönetimi: Vücut sıkılaştırma, kısa sürede tamamlanan bir süreç değildir. Sonuçlar kişiye, başlangıç vücut kompozisyonuna ve uygulanan yöntemlere göre farklılaşır. Gerçekçi beklentilerle başlamak, süreci daha sürdürülebilir kılar.
- Uzman değerlendirmesi: Hangi teknolojik uygulamanın uygun olduğu, hangi egzersiz türünün tercih edileceği ve beslenme planının nasıl şekilleneceği, bireysel sağlık durumu ve ihtiyaçlara göre uzman tarafından değerlendirilmelidir. Genel geçer bilgiler, kişiselleştirilmiş bir planın yerini tutamaz.
- Kişiselleştirilmiş diyetisyen takibi: Beslenme programının uzman diyetisyen eşliğinde oluşturulması ve düzenli aralıklarla güncellenmesi, hem kas kütlesinin korunması hem de genel bütünsel sağlık açısından belirleyici bir adımdır. Kişisel plan ve uygunluk, diyetisyen veya uzman değerlendirmesiyle belirlenir.
- Sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri: Kısa vadeli müdahaleler yerine, uzun vadede sürdürülebilir beslenme ve egzersiz alışkanlıkları oluşturmak, vücut sıkılığını destekleyen en kalıcı yaklaşımdır. Ani ve aşırı değişiklikler yerine kademeli ve tutarlı adımlar tercih edilmelidir.
- Teknolojik uygulamalarda uygunluk değerlendirmesi: Intense Body Technology, Ultra One Shot, Thermage FLX veya HIFEM gibi teknolojik uygulamalara başlamadan önce, kişinin bu uygulamalar için uygun olup olmadığı uzman tarafından değerlendirilmelidir. Doğrulanmamış bilgilere dayanarak karar vermek, sürecin verimliliğini olumsuz etkileyebilir.
- Süreç takibini ihmal etmeme: Vücut sıkılaştırma sürecinde düzenli takip, hem uygulanan yöntemlerin etkinliğini değerlendirmek hem de gerektiğinde planı güncellemek açısından önem taşır. Kişiselleştirilmiş diyetisyen takibi ve uzman kontrolü, bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Sonuç olarak, sıkı ve diri bir vücut için neler yapılmalı sorusunun yanıtı; beslenme, egzersiz, cilt bakımı ve ihtiyaç odaklı teknolojik desteğin birlikte planlandığı, uzman diyetisyen takibiyle yürütülen ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliklerine dayanan bütünsel bir yaklaşımda yatmaktadır. Her bireyin ihtiyacı farklıdır; bu nedenle kişiselleştirilmiş bir program, genel önerilerin çok ötesinde bir değer taşır.
